1. Bölüm

Kuralsız Aykırı Serisi 1 / "CANINI SEVİYORSAN KAÇ"

💬 0
Basım hakları gereği kitabın son bölümleri yüklenmemiştir, onun yerine serinin son kitabına özel bölümler yüklenecektir <3
“Hayır Elis, gidemezsin!” Annemin dördüncü ikazına rağmen sabırla soludum. Ağzına kadar doldurduğum bavulumu kapatıp, kapının önüne sürüklediğimde hala peşimdeydi. Arkamı dönüp gözlerinin içerisine baktığımda bakışlarındaki olumsuz parıltıları görebilmiştim. “Anne, babam gitmeme izin verdi, sen neden hâlâ diretiyorsun?” Babam her ne kadar annemin fikirlerini alsa da evimizde bir şeye izini varsa olay kapandı demekti. Kıvırcık sarı saçlarını geriye atarak sabırsızlıkla sızlandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Nereye gittiğini bile bilmiyoruz.” iç çekerek yorgun bakışlarımı gözlerine diktim, dört gündür yedinci kere aynı meseleden konuşmak akıl sağlığıma iyi gelmiyordu. Yanına gidip iki elini tutarak, yatıştırmak istercesine gözlerine baktım. “Anne… Selenay'ın ihtiyacı olmasa, bir sene geçmesine rağmen bana ulaşmazdı, değil mi? Tek başına Anne... Bir senedir kim bilir neler yaşadı. Bir süreliğine yanına gelmem için yalvardı, nasıl olur da gitmem?” Evet, yaklaşık bir sene öncesine kadar hayatta en çok değer verdiğim insanda bizimle yaşıyordu, kuzenim Selenay… Ta ki bizi bırakıp evden kaçana kadar. Kaçtığı müddet boyunca bize hiçbir şekilde ulaşmamış, izini kaybettirmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Gelsin, evden kaçtığı için onu reddetmiş değiliz,” Ellerimi geri çekerek derin bir nefes verdim. Tabii ki reddetmemişlerdi. Babam asla böyle bir şey yapmazdı. Beni reddederdi, ama onu asla. Selenay’ın bana bile haber vermeden evden ayrılmasına bozulsam da zora düştüğünde yanında olacak kadar onu seviyordum. Selenay, zora düştüğünde sadece beni arardı. Bana ulaşmasının muhakkak bir sebebi olmalıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Söylemedim mi sanıyorsun? İkna olmuyor, bir gideyim belki ikna ederim, En geç iki ay sonra yine burada olacağım.” Kararsız bakışları etrafa yöneldiğinde ne yapacağımı düşünmeye başladım. Babam ikna olmuştu annem ikna olmasa bile gidecektim. Yine de içinin rahat olmasını istiyordum. Geri çekilip sırıttım. Karşısında baston yutmuş gibi dimdik durdum. “Geri geldiğimde de aynen böyle olacağım, gittiğim gibi geleceğim.” bileğimden kavrayarak yatağa oturup yanına kurulmamı sağladı. Gizemli bir havaya bürünmüş gibi bir hali vardı, kavisli kaşlarını çatarak az önceki konuşmamızın aksine, oldukça sessiz bir tonda konuştu. “Selenay, sana başka bir şey dedi mi?” Garipseyerek kaşlarımı çattım, tam olarak ne demek istediğini anlamamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Hayır, sadece yanına gelmem için yalvardı. Bana çok ihtiyacının olduğunu, kötü hissettiğini söyledi.” Duraksadım, ardından unuttuğum bir ayrıntı için heyecanlanarak devam ettim, “evden kaçtığı için sizden özür diliyor.” Kucağımdaki ellerini geri çekip üst dudağını inanmadığının göstergesi olarak yukarıya kıvırdı. Gözlerini odada gezdirdikten sonra tekrardan üzerime dikti. “Bu duruma, baban kadar sıcak bakmıyorum Elis, Selenay doğru bir kız değil. Kendine dikkat etmelisin.” Dedikleri doğru değildi, Selenay küçük yaşından Annesini ve Babasını kaybetmişti. O zamanlardan beri bizimle kalıyordu, çocukluğundan emin olduğu Selenay hakkında yanlış konuşuyordu. “Selenay senin ablanın emaneti olsa... Yine de sıcak bakmaz mıydın Anne?” Selenay babamın kardeşinden emanet kaldığı için babam ona her zaman gözü gibi bakmıştı. Küçüklüğüm Selenay ile geçmişti, Selenay annem için her zaman yanlış kişiydi. Katı ve tutarsız duyguları yüzünden onu böyle görüyordu. İlk öpücüğünü aynaya veren birisinin bana ne tür bir zararı olabilirdi? Kızlarla fazla anlaşamazdı, erkek arkadaşları çok olduğu için Annemden “kötü kız” damgası yemişti. Eminim kaçtığı için onun bir “yollu” olduğunu düşünüyordur. Bir insanın annemin diline düşmesi için pek bir şey yapmasına gerek yoktu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Selenay hepimizden kaçmıştı, onlardan da... Ne yazık ki benden de. Benden sonraki en iyi arkadaşı Eray da büyük bir yıkım yaşamıştı gidişinin ardından tıpkı benim gibi. Kaçtığı için değil, kendisini benden mahrum bıraktığı için kızgındım ona. Benden sıkı bir dayak yiyecekti, yemeliydi! Son kurduğum cümle annemin üzerinde etki kurduğu için sessiz kaldı haklıydım, Selenay, Mithat amcamın kızıydı babamın ona en iyi şekilde bakması gerekiyordu. Durgun bir şekilde ayağa kalktığımda gitme zamanı gelmişti Annem de benimle kalktı “Test kitaplarını çantana koydun mu?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Ah... Tabii en önemli olan şey test kitaplarımdı… Gideceğim yerin soğuk ya da sıcak olması değildi. Kafamı sallamakla yetindim, “sakın erkek arkadaş edinme. Selenay falan dinlemem ikinci günü alırım seni kendine dikkat et orada evden çıkma." Orada da boğulma mı istiyorsun, bana nefes bile aldırmıyorsun, biraz olsun beni anlamayı deneyemez misin? Gör beni artık Anne! Boğuluyorum...
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Abartma anne.” Bakışları birden sertleşti, bu beni korkutmuştu, fazla mı tepki vermiştim? Bir adım atıp elini kaldırınca korkarak gerileyip, iki dirseğimi havaya kaldırarak kendimi korumaya çalıştım. Tahmin ettiğim şeyi yapmamıştı, rahat bir nefes verdiğimde elini omzumda hissettim. Verdiğim tepkiyi yadırgamadı, nedenini biliyordu. Bu güvensiz halleri beni deli ediyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Seni her gün arayacağım,”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Anne, Selenay siz izin verin diye adresini verdi zaten. Bir sorun olursa gelir bakarsınız, bu kadar takıntı yapmana gerek yok.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Kendine iyi bak, Elis.” Bizim vedalaşmamız da bu kadardı işte. Suratımda oluşturduğum buruk tebessümü yadırgamadı. En azından annemle vedalaşa biliyordum, Babamla onu da yapamamıştım, dün akşam geç geldiğinde kendime dikkat etmem gerektiğini anneme söyleyip yatmıştı. Her ne kadar onların kızı olsam da bazen kendimi iş arkadaşlarından da geride görüyordum. Bu resmilik bir evlat ilişkisine göre fazlaydı, çok fazla! “Kendine iyi bak. Anne.” Üzerimdeki gri montun fermuarını çekerek hardal rengi şapkamı ve eldivenlerimi takıp valizime yöneldim, başlığını kavrayarak anneme son bir kez baktıktan sonra odadan çıktım. Kapının önünde bulunan kalın topuklu siyah botlarımı ayağıma geçirip ilerlemeye başladım. Babam, Selenay kaldığı yerin adresini vermezse beni göndermeyeceğini söylemişti. Selenay Babamlara gelmemeleri karşılığında adresini vermişti, hiçbir şekilde onları görmek istemiyordu. Eğer bunu yapmasaydı Harun Bey beni asla özgür bırakmazdı. Selenay babamları görmek istemiyordu ve ben bunun nedenini deli gibi merak ediyordum. Gittiğim zaman Selenay’a yağdıracağım sorulardan birisi de buydu. Evden çıktıktan sonra aramamı söylediği aklıma gelince montumun cebine tıkıştırdığım telefonumu çıkarıp aramayı başlattım, anında geri dönerek telefonu açtı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Elis?” Sesi umutluydu, geleceğimi bildiği için eminim ki çok mutluydu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Evden çıkınca aramamı söylemiştin?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Evet, otogara mı gidiyorsun?” Valizimi tekerleklerinden sürükleyerek homurdandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Evet, şimdi çıktım,” duraksadıktan sonra sıkıntılı bir soluk verdiğini kulağıma dayadığım avizenin ön hoparlör kısmından rahatça işitebilmiştim “bir sorun mu var?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Elis, bak ben nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum,” kaşlarım çatıldı, farkında olmadan yürümem yavaşladığında söyledikleri beni endişelendirmeye yetmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Neyden bahsediyorsun?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Ben... Harun amcama, yalan söyledim,” atmakta olduğum adımlar kesilince olduğum yerde durmak zorunda kalmıştım. Valizimin tekerlekleri de hareketime geç ayak uydurduğu için, bacaklarımın biraz önünde duraksamıştı. O an dudaklarımın arasından sadece iki kelime çıkabildi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Ne yalanı?” Titrek bir nefes verdiğinde, nefesini enseme doğru bırakmış gibi ürpermiştim. Bir şeylerin ters gittiği belliydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Amcamın buraya gelmesini istemiyorum Elis. Ne amcama söylediğim şehirdeyim ne de adreste!” Sinirle dudaklarımı birbirine bastırdım. Babam ona gelmeyeceğini söylemişti, adresini sadece nerede olduğumu bilip araştırmak için almıştı, geniş bir adam olmamasına rağmen Selenay için tüm kurallarını açmıştı! Selenay’ın işleri bu kadar çok basite indirgemesine katlanamadan hayıflandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Sen... Sen orada ne haltlar yiyorsun da babamın oraya gelmesinden bu kadar çok korkuyorsun?” oldukça yüksek ve tehditkâr konuşmuştum, “gelmeyecekti, sana yemin etmişti neden yalan söyledin Selenay?!” Bir süre sadece nefeslerimizi dinledik.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Eğer doğru adresi verseydim... Gelmene asla izin vermezlerdi.” Korno sesini duyana kadar yolun ortasında dikildiğimin farkında bile değildim, irkilerek valizimi kenara sürükleyip kaldırıma geçtim, arabanın içerisindeki adamın sabırsız bakışları beni utandırmıştı. Selenay abartıyordu, yine canı çocukluk yapmak istiyordu, onun yalan söylediğini eğer babam anlarsa kesinlikle izin vermezdi… Tek çare ayak uydurmaktı. O an kafam yaşadığı yeri sorgulayamayacak kadar karmaşıktı…
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Nerede yaşıyorsun?” Sıkıntılı bir sesle cevap verdiğinde tekrar konuştum, “tamam. Adresini mesaj olarak at,” telefonu tam kapatacakken ciyaklaması ile yüzümün buruşturmasına engel olamadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Onca yolu otobüsle mi geleceksin?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Evet,” uzun süredir eve tıkalı kaldığım için uzun yol çekmemiştim, bu yüzden uçak yerine otobüsle gitmek istiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Görevliye söyle otogara gelmeden yarım saat önce sana haber versin.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Neden?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Dediğimi yap. Sana haber verince bana mesaj at. Seni almaya geleceğim.” Yanaklarımı şişirip tekrar indirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Tamam, kapatıyorum.” Yanımdan geçen taksiyi durdurup arka koltuğa yerleşerek otogara sürmesini söyledim. Otogara geldikten sonra biletimi alarak bir koltuğa oturduğumda içimden yalanımızın ortaya çıkmamasını dilemiştim. Biletimi önceden almadığım için sıradaki gelen arabayı beklemek zorunda kalmıştım. Bir süre sonra servisim gelmişti, görevlinin yardımı ile valizimi yerleştirip orta kısımdaki cam kenarında bulunan koltuğa oturdum. Çocukluğumdan beri büyüdüğüm şehirden gidiyordum, baskıdan neredeyse nefes aldırmayacak annemin ve babamın olduğu şehirden, sadece iki aylığına gidiyorum. Üzerimdeki kalın montu çıkarıp bacaklarıma örttükten sonra yanıma aldığım el çantasından yeni aldığım Psikopat Mafya adlı kitabımı çıkarıp okumaya başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Yaklaşık üç saattir okuduğum kitap uykumu getirmişti, yanımda koltuğuna kurulup uyuyan saçlarına beyaz düşmüş teyzeye eşlik etmek için ayracımı kaldığım sayfaya koyarak kitabı kucağıma yerleştirdim. Telefonumun müzik kısmında uyku için ayırdığım listeye girip koltuğuma daha fazla gömülüp gözlerimi kapadım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
***
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Gözlerimi açtığımda Otobüs boştu, camdan dışarısına baktığımda hava ağarmıştı, tahminimce bu ilk molamızdı... Kitabı oturduğum koltuğa bırakıp montumu giydim, iki yanıma düşüp yüzümü kapayan açık kahverengi saçlarıma aldırmadan oturduğum kısımdan otobüs kapısının olduğu kısma ilerleyip, arabadan indim. Yanımda oturan teyzeyi görünce yanına ilerlemiştim. Teyze telaşlı bir şekilde soğuktan donmuş ellerini birbirine sürtüp, bana doğru yaklaştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Ah yavrum ben seni uyandırmaya çalıştım fakat sen uyanmadın.” Dudaklarım içe kıvrıldı, nazik bir şekilde gülümseyerek kafamı onaylamaz anlamda sallayıp, sağ elimi önemli olmadığını belirtmek için havada savurdum, “dert etmeyin... Tuvaletin nerede olduğunu gösterseniz yeter.” Yaşlı teyze kolunu kaldırıp sol kısmı gösterdi. “Sen işini gör kızım, ben otobüsü bekletirim.” Kıkırdayarak kafamı salladım. “Teşekkürler, hemen gelirim” hızlı adımlarla ilerlediğimde soğuk hava tüm vücuduma akın ederken, verdiğim nefesler havada beyaz bir toz bulutuna dönüşüyordu. Bayan logosunun bulunduğu kapıyı araladıktan sonra etrafta gözlerimi gezdirdiğimde pis bir yer olmadığı için rahatlamıştım. Yüzümün iki yanını kaplayan açık kahverengi parlak saçlarımı ellerimle geriye doğru iteklediğimde ampul gibi parlayan kehribar rengi gözlerim açığa çıkmıştı… Suyu açarak kızaran yanaklarımı ve alnımı ıslatarak kenardaki kâğıt havluyla suratımı kuruttum. Tuvaletten çıktıktan sonra otobüse binip koltuğuma oturup hava kararana kadar yolu izledim. Yanımda oturan teyze kısa sürede uykusuna dalmıştı. Dışarıdan bir şey görünemeyecek hale gelince kitabımı çıkarıp kaldığım yerden devam etmeye başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Okumaktan göz kapaklarım ağrıyacak raddeye gelmişti, oldukça etkileyici ve ilginçti. Otobüs birden durunca kafamı kaldırarak dışarıya baktığıma otogara giriş yaptığımızı içerinin ışıklarından fark ettim. Lanet olsun! Ben... Ben görevliye otogara gelmeden yarım saat önce haber vermesini belirtmemiştim. Kitaba dalmıştım. Selenay'a yarım saat öncesinden haber vermem gerekirdi, bütün yolcular toparlanıp inmeye yeltendiğinde, isteksizce kalkarak montumu tekrardan üzerime geçirip, kitabımı kol çantamın içerisine tıktım. Valizimi alıp otobüsle bağımı kestiğimde hava oldukça soğuk… Ve karanlıktı…
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Etrafa kısa bir bakış attığımda gözlerim, mavi gözlü bir çocukla kesişti. Kömür karası saçları, beyaz teninde parlıyordu siyah pantolonu ve kahverengi ceketi birbirine uyumlu ahenktelerdi. Yüz hatları çok keskin olmasa bile, bakışlarıyla insanın ruhunu doğrayabiliyordu. Kulağında kulaklık vardı, büyük reklam panosuna sırtını yaslamış, her hareketimi sebepsizce izliyordu. Donuk bakışları rahatsız olmama yetmişti. Gözlerimi zorda olsa irislerinden çekip, hardal rengindeki pantolonumun cebinden telefonumu çıkartıp Selenay'a mesaj attım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Şuanda otogar dayım.” Mesaja cevap beklerken birden telefonum titredi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Lanet olsun Elis! Yarım saat önce haber ver demedim mi? hemen oradan ayrıl. Birazdan gelirler. Hemen!” Mesajı okudukça kaşlarım daha da çatılmaya başlamıştı. Selenay neyden bahsediyordu böyle?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Hey! Neyden bahsediyorsun... Kim gelir? Ayrıca hiçbir yeri bilmiyorum, nereye gideceğim?”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Canını seviyorsan oradan ayrıl Elis! Bu çok tehlikeli, güvende olabileceğin bir yere git. Ben yoldayım. Seni bulurum.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Etrafıma göz gezdirdiğimde otobüsten inen yığın dolu insanların azalması yüreğime bir korkunun saplanmasına sebep olmuştu. Mavi gözlü çocuk, bulunduğu reklam panosunun önünde değildi. Birdenbire nereye kaybolmuştu ki? Etrafta benim dışımda dört beş kişi vardı, hepsi genç ve oldukça çılgın tarzlara sahip olan insanlardı. Sol tarafımda saçı başı dağılmış bir çift gördüm, arsızca öpüşüyorlardı. Nereye gideceğimi düşünürken otogarın önünden ayrılan diğer sokaklara göre en büyük olan üç sokaktan birisine yönelmeye karar verdim. Etraf karanlıktı, sokağı aydınlatması amacı ile kurulan direklerin çoğunluğu bozuktu ki... Bu beni daha çok tedirgin ediyordu. Birden debelenme sesleri işittiğimde gözlerim yuvalarından çıkacak derecede açıldığında arkama döndüm, birileri koşturuyordu. Korkuyla alt dudağımı dişledim ve girdiğim sokakta koşarcasına adımlarımı hızlandırarak ilerledim. Sokakta birbirlerine aralıkla yapılan evler beni daha çok korkutuyordu bu bana; Her an aralardan birilerinin çıkabileceği mesajını veriyordu. Bavulum beni oldukça zorlamaya başlamıştı, hızımı biraz düşürdüğümde arkama tekrar baktığımda oldukça korkutucu sesler işitiyordum. Kulağımda uğuldayan sesleri ayırt edemiyordum. Bir insan mı çıkartıyordu tüm bu sesleri?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Yutkunarak önüme döndüğümde korkudan sıcaklayan ensemden ağrı bir ürperti inmişti sanki. Yüreğime bir sızı girdiğinde geniş ve uzun sokağın daha da karardığını fark görmüştüm. Pütürlü zeminde, bavulumun tekerleklerini ilerletmek beni zorluyordu. Çıkan tıkırtılar ve ayakkabımdan çıkan “tak” sesi kendi arasında bir melodi oluşturmuş, kulağımda şakıyordu. Aklımda, reklam panosunun önünde duran mavi göz geldi. Birdenbire nereye kaybolmuştu ki? Onu bulup yardım mı isteseydim? Hali ve rahat tavırlarından anladığım kadarıyla burayı iyi biliyordu. Etrafıma bakmamaya özen göstererek diken üstünde yürüyordum, bu evler neden birleşik dizilmemiş ti ki? Lanet olsun çok korkutucu gözüküyordu! Aklımdaki düşüncelerle ilerlerken, tabiri caizse yüreğimi ağzıma getiren sesi işittim!
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Köpek sesleri…
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Yanından geçtiğim kulübe gibi bir yer vardı, önü parmaklıklarla kapatılmıştı. Parmaklıkların ardındaki köpeğin sesi ile yürümem kesilmişti, rengi sarıydı, kulaklarının iç kısmı ve ağzının dış tabakası siyahtı. Küçükken, annem bana bu tip köpeklerin kuduz olduğunu söylerdi. Durmadan havlıyor, parmaklıklara çarpıyordu. Bana bir şey yapamazdı, bu yüzden biraz rahatlamıştım. Arkadan gelen pati seslerini duyduğum an, yüz reflekslerim bağımsızlığını ilan etmişlerdi. Birçok duyguyu aynı anda yaşıyordum. Yüreğim ağzımda hoplarken, bavulun başlığını kavradığım elim titredi. Korkarak arkamı döndüğümde siyah bir köpek bulunduğumuz mahalleye doğru koşuyordu gözlerim istemeden de olsa gözlerine kaydı, kan kırmızısıydı… Ayaklarım kendiliğinden ilerlemeye başlamıştı… Valizimi beraberinde sürükleyerek ilerliyordum, İçimden duaları hatırlamak için dua ediyordum. Annem dershane yerine birazda kursa gönderseydi keşke.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Bütün duyguları bir anda yaşıyordum, ben nasıl bir yere gelmiştim böyle? İlerlerken yan mahalleden kocaman bir kangalın geldiğini fark etmek göz bebeklerimi gözümden daha fazla büyümüştü. Kalbimi bir el sıkıyor parçalamak istiyordu sanki... Ellerim deli gibi titriyordu, valiz başlığı bundan etkileniyor tekerleklerini bir ileri bir geri yönlendiriyor, pütürlü zeminde tıkırtılar oluşturuyordu. İlk defa bu kadar koca bir köpekle karşı karşıyaydım. Tepkisiz durmuştum, vücudum yetkisini kaybetmişti. Kangalla karşı karşıyaydık. Diğer mahallelerden gelen pati sesleri de iyice panik olmama sebep oluyordu! Alt dudağımı kanatacak derecede dişlediğimde köpek suratıma doğru havlayınca resmen yerimde zıplamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Sol elim ile kavradığım bavulu bırakamıyor, onunla koşuyordum, elim kitlenmiş kalmıştı, dudaklarımın arasından bir çığlık firar ettiğinde korkarak arkama baktım, koşmaya devam ediyordum. Bütün köpekler kangalın yanında toplanıyordu, kangal ise bana doğru dönük öylece duruyordu. Hızlı adımlarla mahalleden çıktım, valizim taşa takılarak tökezleyip düşmeme sebep olduğunda bavulum yan tarafımda başlığı yere değecek şekilde serilmişti. İki avuç içim zemine değiyordu. Göğüs kafesim hızla inip kalkarken bakışlarım yerdeydi. Avuçlarımdaki yanma etkisiyle dişlerimin arasından derin bir nefes aldım. Önümdeki direğin ayak kısmına baktım, kafamı yavaşça yukarıya doğru kaldırmaya başladım, uzun direğin sonuna geldiğimde, bunun bir tabela olduğunu fark ettim. Gözlerimi kısarak, bulunan loş ışıkta yazanı okumaya çalıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Kehanet.” Dışımdan okumuştum, buranın adı kehanet miydi? Tabelanın arkasında, koyu renklerden oluşan, burada gördüklerimden abartılı büyüklükte olan bir ev duruyordu. Burada bulunan evlerin hepsi modern, fakat koyu tonlardan oluşuyordu. Bu eve kasvetli havayı özellikle vermişlerdi sanki... Modern ve oldukça havalı duran ev beni büyülemişti. En üst kısımda bulunan camın, krem rengindeki perdesi aralandığında, yanımda bulunan sokak lambası sadece beni aydınlatıyordu. Biraz daha dikkatli bakmaya çalıştığımda Avuçlarımdaki yanma artınca dudağımı dişledim. Aklımı oynatmak üzereydim. Buradan çıkmak istiyor, bir daha gelmek istemiyordum. Çelik gibi bir el kapandı koluma, beni sert bir şekilde yerden kaldırdığında kısa bir an afallamıştım. Kendimi toparlayarak, karşımdakine baktım. Reklam panosunun öndeki kişiydi. Emin olmak için gözlerimi kırpıştırdım. Bu tepkime ödün vermeden, atik bir hareketle eğilip, bavulumun başlığını kavrayıp doğruldu. “Sessiz ol.” Hızla dönüp, beni de beraberinde ilerletmeye başladı. Bu tepkiyi beklemediğim için, adımlarımı sağlam atamamıştım. Onun desteği ile kısa zamanda toparlayıp, adımlarına ayak uydurabildim. Burada ne olduğunu bilmesem de sorgulayacak zamana da sahip değildim. Koşarak dar bir sokağa geçiş yaptığımızda arkamızdan gelen debelenme seslerini, çok uzakta olsa bile hala işitebiliyordum. Bu gece kalbimin atışı normale gelecek miydi acaba?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Korku hormonu tüm vücudumu sarmışken, aniden yönümüzü değiştirip iki evin arasındaki boşluğa girmemizle sırtımı duvarda bulmam bir oldu. O da tam önümdeydi. Gözleri, mavinin en koyu tonundaydı. Hızla inip kalkan göğüs kafesimiz arada birbirine çarpıyordu, neden bu kadar yakındık ki? Dudaklarının arasından akan nefes dudaklarıma sızarak beni biraz olsun ısıtıyordu. Bu yakınlıktan rahatsız olduğum için aldığım nefeslerin arasından zorlukla konuştum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Burası nasıl bir yer böyle?” İlk defa sırıtmıştı. Bu yüzündeki gülüşü hiç de tekin değildi. Başlığını kavradığı mavi valizimi iterek bırakınca devrilme sesiyle valizime baktım. Az önce bana iyilik yapan kendisi değil miydi? İki elini belimde hissettiğim an gözlerim irice açıldı, dudaklarımı aralayıp bağıracakken, tek elini yukarı kaldırıp dudaklarımı örttü, suratını daha fazla yaklaştırdığında, kulaklarımda söyledikleri yankılanıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Kehanete hoş geldin güzelim.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.